Son birkaç aydır gündemde olan bir konu var. Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi mevzusu. Gün itibarı ile ana muhalefetin gün itibarı ile iktidar partisine, iktidar partisinin kendi bünyelesinden bir Cumhurbaşkanı’nı seçtirmeme çabalarına karşı Başbakan’ın sitasi bir strateji olarak gündeme sunduğu bir olgu.
İşin siyasi boyutunu ve popülizmi bir kenara bırakırsak en azından bugünki anayasal sistem çerçevesinde çok da mantıklı görünmüyor. Şöyle ki;
Anayasal sistemimiz parlementer demokrasiyi işaret ediyor ve Cumhurbaşkanı’nı seçilmişlerden oluşan TBMM’nin atadığı bir kurum olarak nitelendiriyor. Yetkilerini yürütme içinde kısıtlı olarak belirtiyor. Yürütme içinde asıl etkinlik parlementer düzen çerçevesinde hükumette oluyor. Cumhurbaşkanı sorumsuz ve yetkileri kısıtlı. İdari eylemlerinin ya da işlemlerinin önemli bir kısmı ne yargı denetimine tabi ne de siyasal denetime...
Ancak Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi demek, Cumhurbaşkanı’nın işlem ve eylemlerinin (bu sistem içersinde, bugün itibarı ile) hukuki sorumluluğu olmasa da siyasi sorumluluğu olması demek. Hele ki 5 yıl süreyle iki kez seçilebilmesi, ikinci kez seçilemeyebileceği anlamına gelecek. Siyasi sorumluluğu ve dolayısıyla siyasal meşruiyeti olan birine de “senin yetkilerin kısıtlı, onu yapma, bunu yapma” dendiği zaman da “beni halk seçti” cevabını almak da gayet olağan olacak. Hem halka seçtirip hem de yetkisiz kılmak olgunun içini boşaltmak olacak. Dolayısıyla sorumluluğunu artırdığın zaman yetkilerini de artırmak mantıki olarak zorunlu olacak.
Bu da bir nevi yarıbaşkanlık ya da başkanlık sistemine geçmek demek. Yani ya hükumet yetkilerini paylaşacak, ya da devredecek.
Halkın seçmesi kulağa hoş gelse de yasal altyapı kesinlikle uygun değil. İşin doğasına aykırı biçimde halkın seçtiği kişiyi yetkisiz kılınacaksa ayrı...
Yasal yapı hazırlanmaksızın böyle bir işe yeltenmek çok da mantıklı gelmiyor.Yazık ki toplumumuz da seviniyor ben seçeceğim diye.
İktidar partisi haliyle siyaset çerçevesinde bu konuları arka plana itiyor belki ama, işin garip yanı muhalefettekiler de bu durumu ön plana çıkarmıyor. Zaten neyi becerdiler ki?!